bas

UYARI:  Sağlık ile ilgili dosyaları oluyacaklar, uyarılar  bölümünü okumadan siteye giriş yapmayınız. Devamı için tıklayınız...


>  Ana sayfa
> Doktor dosyaları
> Hasta dosyaları

 

> İzmir dosyaları
> Turkish Heritage



Yusuf Rıza ilk okulu - İZMİR

Kestelli yokuşunda olan, ancak şu anda fiziki olarak olmayan okul. 1956-57 yılında eğitime bu okulda başladım ve buradan mezun oldum. Okul ile ilgili anım çok. Aklımda kalanları, okula gidip gelirken servis otobüs yolu üzerinde ki yerleri ( hala hatırlıyorum ) yazacağım. Şu anda okul yok 8-9 sene önce yıkılmış. Şimdi yerinde otopark var. Çok üzücü bir durum. Bir tarih yok olmuş. Geriye sadece otobüs garajı kalmış. Onun da fotoğrafını buraya koydum. Okul ile ilgili bir resim bulamadım. Yinede, müdürlük girişinde ve bahçe tarafında  çekilen yıllık fotoğraflardan iki tanesini yazıya ekledim  ( Resim1 ve Resim 2 ).

yusrizon


yusrizarjka

Yıkımı yapılan okulun molozları ile bahçe doldurulmuş ve yükseltilmiş. Aradan baktığımda okulun bahçe duvarları ve oraya komşu evlerin bazılarının ayakta olduğunu gördüm. Fotoğraf çekemedim, otopark bekçisi izin vermedi.

Okul dar-ül-irfan adı ile özel iptidai okul olarak kuruluşu bildiğim kadarı ile 1899. Bunu, o okuldan mezun olan ve benden sonra ki neslin son temsilcilerinden birinin mezuniyet gecesine okulun 90 yıl sonra kapanacak olduğunun söylenmesinden biliyorum.  Mezuniyet gecesi okulun kapatılacak olmasının açıklanması aslında çok trajik bir durum. Okulun Yusuf Rıza ilk mektebi adını 1930 yılında  almış.

Okul kurucusu eğitimci olan Yusuf Rıza bey.  Ailem kendisini tanımıyor. Ancak Yusuf Riza Beyin ölümünden sonra okul idaresini yöneten Yusuf Rıza Bey' in oğlu olan Adnan Düvenci' yi tanıyorlar.  Hayatta olmayan en büyük kardeşlerime Fransızca derslerine girdiğini biliyoruz. Benden epey büyük olan ve o okulu bitirmiş olan kardeşlerim ve akrabalarım in bazıları da Adnan Bey' i tanımışlar. Ben görmedim.
Benim dönemimde ve benden daha büyük olan kardeşlerimin döneminde okul 4 katlı betonarme bir bina idi.  O zamana göre çok modern bir yapıydı. Bina 1935 yılında yapılmış. Yanılmıyor isem, 5. ci kat bir teras ve ona bitişik müsamere ve konser salonu vardı. Salondan çok eminim, resmi bayram kutlamaları ile ilgili gösteriler bu salonda yapılırdı. Ben de bir kaç kez şiir okumuştum. Öğrenciler müsamere ve konserler ( mandolin ve korolar) ve dans gösterilerini (bale gösterisi dahil) yıl sonu bu salonda yaparlardı. Bu gösterilere aileler de gelirdi. Gece yapılırdı aileler de gelirlerdi. Bu gösteriler gece vakti olurdu.
Kalorifer ile ısınırdık. Zemin kat ( bahçeye açılan bölüm) yemekhane ve kalorifer kazan dairesi idi. Yemekler ya öğrenciler tarafından getirilirdi ( ısıtma okul personeli tarafından yapılırdı ) ya da tabldot şeklinde idi.  Müdürlük 1. katta idi.  Her sınıftan birer adet vardı. Sabah 3, öğleden sonra 3 saat olmak üzere günde 6 saat eğitim verilirdi. O zamanlarda cumartesi günleri de eğitim vardı ve 3 saatti. Üçüncü sınıftan itibaren yabancı dil eğitimi verilirdi. En büyük kardeşlerim Fransızca  eğitimi görmüşler. Yanılmıyor isem 1950 li yıllardan itibaren yabancı dil İngilizce olarak devam etmiş. Bu yıldan itibaren orada okuyan aile çocukları İngilizce eğitimi almışlar. Belki garip gelecek ama, orta öğretime İzmir Türk kolejinde başladığımda, verilmiş olan eğitimin epey yararını görmüştüm. Demek ki Yusuf Riza okulunda verilen yabancı dil eğitimi oldukça iyi imiş. İngilizce dersi, önceleri Hava harp okulundan gelen bir Yüzbaşı ( maalesef ismini hatırlayamadım) daha sonrada 1961 yılında Basmane gar müdürününün kızı olan ve o zamanki adı ile YETO ( yüksek ekonomi ve ticaret okulu), ve daha sonra Ticari bilimler fakültesine dönüşecek olan okulda  okuyan bir bayan öğretmen tarafından verilirdi. Basmane garının ikinci katında otururlardı. Ne yazık ki ismini hatırlayamadım.
Hatırladığım öğretmenler, Refik bey ( oklul müdürü ve Türkçe öğretmeni=, Tevfik Bey ( müdür yardımcısı ve din bilgisi öğretmeni), Solmaz öğretmen, Nedret öğretmen, Şadan öğretmen, Zerrin öğretmen, Gülşen Öğretmen idi. Ayrı bir müzik öğretmenimiz de vardı, ama ismini hatırlayamadım. Bu duruma gelebilmemizde katkıları çok fazladır. Hepsine şükran borçluyum.

Sabah evden okula ve akşamları da okuldan eve servis ile gider ve gelirdik (Çizim 1 ) .

kestellicicim

İki  adet servis otobüsü vardı. Yakın çevrede oturanlar ise okula kendileri gelirlerdi. Servisler, iki çeşmelik yolu ile gelir, Sakarya ilk okulunun olduğu yerden sağa döner, Kestelli yokuşunu takip ederek okulun  kapısında öğrencileri bırakır daha sonra okulun arkasında bulunan bulunan servis garajına giderlerdi ( Resim 3). Okula başladığım ilk yılda İkiçeşmelik caddesi daracık bir yol idi.  Her ne kadar motorlu taşıt sayısı çok az da olsa, karşıdan bir araç geldiğinde, geçebilmek için her iki araçta kaldırıma çıkar böylelikle geçiş sağlanırdı. Daha sonra bu yol genişletildi.

yusrizagar

Yükseltilmiş bahçe ve bahçe duvarları görülüyor. Eskiden, halen görülen basamaklar ile bahçeye çıklırdı).  Garaj okulun bahçesine açılırdı. Şu anda sadece garaj var. Bu neden le de şu an ki durumu gösteren fotoğrafı ekliyorum. Akşam üzerii ayni şekilde bizi alır ve evlerimize bırakırlardı. Bu yoldan aklımda kalanlar; Sakarya ilk okulu (Resim 4), bir sınıf arkadaşımın evi ( Resim 5 ) Ali Ulvi Fotoğrafhanesi (Resim 6 ), garaj , sınıf arkadaşımın anne annesinin evidir (Resim 7 ). Sınıf arkadaşımın ( kız öğrenci) evinin altında, ıvır zıvır satan bir dükkan vardı. Buradan iki şey alırdık. Bunlardan bir tanesi ilk fotokopi diyebilecğimiz kalem şeklinde mumlardı. Kopyalayacağımız kitap ya da gazete nin kopyalanacak bölümünü bu mum kalemle tabiri caiz ise boyardık. Sonra temiz bir kağıdı bu alana koyar ve sert bir cisimle ( genellikle madeni para) sürterdik. Resmin yazıları ve kendisi temiz kağıda çıkardı. Tek mahzurlu yönü yazıların tersten okunur durumda çıkması idi. İkinci aldığımız, şekerli leblebi tozu olan kağıt külahlardı. Ağzımıza bir parça atar ve sonrada yüksek sesle " Yusuf " diye bağırıdık. Ağzımızdaki leblebi tozları havaya fırlardı. Çok gülerdik. Çocukluk bu olsa gerek.

yusriz45




yusriz67

Bir başka arkadaşımın anne annesinin evinin içini biliyordum (Resim 7). Okul bahçesinin arkasında garaja bitişik ev idi.Zaman zaman giderdik. Bize kızılcık şurubu içirir ve her defasında da, " hadi bakalım, şifa olsun deyin " derdi. Nurlar içerisinde yatsın. Bu bina halen var.
Ali Ulvi fotoğrafhanesinin binası halen var, başka bir amaç ile kullannılıyor. Fotoğrafhane ne zaman kapanmış bilmiyorum. Araştırdım ama internette tek bir kayıta  erişemedim.
Dispanser ve altında bulunan kırtasiye dükkanının olduğu bina halen var. Başka amaç  ile kullanılıyor. Adı, o zamanlar ne anlama geldiğini bilmediğimiz " Deri ve Zührevi hasalıklar dispanseri".  Biz sadece dispanser olarak bilirdik. Okulda iken hastalanan bir arkadaşımız olduğunda, orada görevli olan doktor gelip, arkadaşımızı muayene ederdi. Bir de,  aşılarımızı oradan gelen hemşire hanımlar yapardı. Ne zaman kapandı bilmiyorum.
Bu dönemde çok arkadaşım oldu, bazıları ile hala görüşüyorum
Her yıl sonu, sınıfların toplu fotoğrafı çekilirdi. Fotoğrafçı, benden önceki kardeşlerim zamanında olduğu gibi Ali Ulvi Baradan fotoğrafhanesi idi.  ( Sinema sanatçısı Hüseyin Baradan' ın babası ).  Fotoğraf çekimini o mu yapardı, bilmiyorum. Kocaman bir ayaklı makine gelir, bizler ile tek tek ilgilenir ve güzel bir fotoğraf olması için çaba gösterirdi. Şu anda o dükkanda başka bir işletme var. Eski fotoğraf yok. Ben şu anda ki durumu gösteren bir fotoğraf ekliyorum (Resim 6).
Okulun çok geniş bir arşiv odası vardı, burada eski öğrencilerin sınıf olarak çekilmiş fotoğrafları ve karne örnekleri bulunurdu. Bu odada ayrıca haritalar, organları gösteren alçıdan maketler ve ders araçları bulunurdu. Ben harita ve ders araçları kolu olduğumdan bu odaya sık giderdim. Kapısı hiç bir zaman kilitli değildi. Burada, bir gün Refik bey bana, benden önceki kardeşlerimin belgelerini göstermişti. Şu anda bu belgeler nerelerdedir hiç bir bilgim yok.
Gazoz' un içine atılan nohut ile birlikte birlikte içilmesinin , kavrulmuş kuş yemini yemenin lezzetlerini orada tattım ve zevkine vardım. Güzel günlerdi.
Üzüldüğüm nokta, okul belgelerinin eğer var ise nerede olduğunun bilinmemesi. Eğer yok oldu ise, gerçekten çok yazık. Bir tarih böylece belgesiz kalacak.

Aşağıda bulunan fotoğrafları çok önceleri kayıt etmiştim. Kaynaklarını bilmiyorum. Kaynak belirlenince kaynağı arar  ve izin isterim.

dar-1


darul-2

darul3

Okul hakkında kısa bilgi

Darülirfan Mektebi / Yusuf Rıza Mektebi:

Yunan işgalinin ardından Darülirfan Mektebi, 1922-23 ders yılında Kestelli Caddesinde eğitim ve öğretime başladı. Eğitim süresi beş yıl olan mektep iptidai derecededir. İki katlı binanın 6 dershanesi bulunmaktadır. Kâgir olarak inşa edilen bina kısmen iyi haldeydi. Cumhuriyetin ilanından sonra, Darülirfan’ın Ödemiş şubesi de açılmıştır. Okulun kurucusu Yusuf Ziya Efendi’nin 1929 yılı Aralık ayı başında vefat etmesi üzerine, varislerinden oğlu Adnan (Düvenci) Bey, Darülirfan’ın müessis ve müdürlüğünü üstlenmiştir. Maarif Eminliği’nin 10 Şubat 1930 tarihli ve 1414 numaralı tezkeresiyle bu resmen onaylanmıştır. Bu tarihlerde mektebin ismi de ilk kurucusuna izafeten “Yusuf Rıza Özel Mektebi” şeklinde değiştirilmiş olduğu düşünülmektedir.Okulun ana kısmı 1933 yılı Ağustos ayında tesis edildi ve Frolayn Tilde Gşadle’nin idaresine bırakıldı. Bundan sonra okulun adı, “Ana ve İlk Yusuf Rıza Mektebi” olarak anıldı. Mektebin ana kısmı, Salepçioğlu Camisi’nin arkasındaki İstanköy Hamamı civarında Esnaf Şeyh sokağındadır. Okul binasının 1934 yılında yanması üzerine eğitime ara verilmemesi için, 1934-35 ders yılının öğrenci kayıtları burada yapıldı. Yusuf Rıza Mektebi 30 Eylül 1935 tarihinde yeni binasında törenle eğitim ve öğretime başladı.

http://gezginmimar-merze.blogspot.com.tr/2016/04/1850-1950-yllarnda-izmirde-bulunan-
ozel.htmlhttp://gezginmimar-merze.blogspot.com.tr/2016/04/1850-1950-yllarnda-izmirde-bulunan-ozel.htm
l

Mehmet Bir Osman bey,fotoğraftaki okulun "dar-ül-irfan" olmaması gerekir.Bu okul yine "Yusuf rıza efendi" tarafından 1901 yılında kurulan BEDREKA-İ İRFAN İNAS mektebi muhtemelen.


Mehmet Bir İzmir'de açılan ilk özel iptidai(ilkokul) mektep,"teshiliye mektebi" ,ayrıca ilginç bir not,1311 senesi(1895) Aydın vilayet salnamesinde,"pazaryeri" mahallesinde "ravzat-ül-sübyan" isimli bir iptidai mektebin olduğu ve komisyon heyetinde de "şeyh bedreddin" efendinin olduğu yazıyor.

02 Şubat 2018 tarihinde, Küllerinden doğan şehir İzmir face gurubunda olan yazışma

.........hanım, çok teşekkür ederim. Aslında, yazdığım anılar bölümüne eklenmesi gerkenler de var. Ekleyeceğim. Benim okuduğum yıllarda müdür olan Tevfik beyin aslında eczacı olduğunu, hayatta olan büyüklerimden biri aktardı. Tevfik bey ayni zamanda, zaman zaman bizlere Türkçe dersi de veriridi. Yardımcısı Refik bey din dersine gelirdi. Bir zamanlar, okuduğum bir yazıda ( ne yazık ki kitabn ismini hatırlayamadım, kayıt etmemişim, internette bulmuştum ) Refik bey'in Kuranı-Kerim açıklamaları derslerini dini eğitim veren bir yerde verdiği yazılı idi. Bu desleri verirken, öğrencilerine sade türkçe ile açıklayın dermiş. Eski öğretmenlerden Sabih bey, Murat bey isimlerini hep büyüklerimden duydum. Bu isimler o okulun tarihinde öenmli isimler. Yıl, her halde 1935-45 arasıdır. Nedret hanımı, vefatına kadar hemen hemen her gün görürdüm. Daha sonra vefat eden eşi ile birlikte Bayraklıda bir okul yaptırdıklarını vefatından çok sonra öğrendim. Okulun resmi web sitesine yazı yazarak, Nedret öğretmenin fotoğraflarının olduğunu ve isterler ise gönderebileceğimi ilettim. Cevap bile gelmedi. Anı çok. İlginize tekrar teşekkür ederim

Öneri hata ve eksiklikler için oskocana@yahoo.com.tr  adresine yazabilirsiniz.


Osman Koçanaoğulları - İZMİR

 

COPYRIGHT   2014    Dr. Osman Koçanaoğulları    İZMİR