Mehmet Mor Albay - Kıbrıs anıları


Beraber askerlik yaptığım dostum Dr. Yücel Fındık' a  o dönem fotoğraflarını gönderir iken. aklım eskilere takıldı. Bir fotoğraf anılarımı canlandırdı.

kibris-1


Yıl 1981, Girne, Askeri hastane, yedek subay görevi için oradayım. Hastanede 3 muvazzaf ( Mehmet Mor Albay, Oğuz albay -  bizim Oğuz ağabeyimiz ve bir diş tabi ) ve yaklaşık 20 jkadar da her daldan bir ya da 2 adet uzman doktor var.
Mehmet Mor Albay ( biz komutanım deriz, o da bize ismimizin sonuna BEY ekleyerek hitap ederdi ) hastanenin baş hekimi. Kıdemli albay. Askerliğimin son 3 ayı hariç, onun başhekim olduğu dönemde orada görev yaptım. Son 3 ay da da diğer arkadaşlarım gibi onu ÇOK ama ÇOK aradık. Bilmem anlatabiliyor muyum ( şarkı gibi oldu ama olsun).
Bir insanın hayatında görebileceği en olumlu, iyi niyetli bu arada da askeri saağlık yönetmenliğini en iyi bilenlerden biri idi.
Ben, sizlere onun olağan davranışlarından bazı örnekler vermek istiyorum. Kararı bunları okuduktan sonra siz vereceksiniz.
1- Saçları, hemen hemen hiç yoktu. Hastane ile ilgili olumsuz bir şeyler söylendiğinde, eli ile başını gösterir ve " bizim alnımız ensemize kadar açıktır " derdi.
2- Kendisi Türkiyenin ilk gastroenterloglarından dı. Ama uzun yıllardır hep yöntici pozisyonunda idi. Her hangi konuda, " komutanım, siz öyle diyorsunuz ama, o anlattığınız öyle değil " dediğimizde, karnından konuştuğunu ima ederek, bize hak verir şekilde " ben Vantrologum " diyebilen biri idi.
3- Kızgınlıkları en fazla 2-3 dakika sürerdi. Bir neden ile bir gün odasında kahve içip sohbet ederken, bir olay nedeni ile canı sıkıldı ve kızdı.
" Osman Bey, ben buraya dert çekmeye değil çiçek ekmeye geldim " dedi. Gülmemek için kendimi zor tuttum. Sonra ayağa kalktı, oda kapısına ilerledi. Kapıyı açıp bir sağa bir sola bakındı. Geri döndü, gülümseme ile birlikte " Ben bu koltuğun meraklısı değilim, ama hiç te düşman değilim " diye devam etti. Bu kadar da hazımlı biriydi.
4- Kıbrısta, o dönem askerlik çok ağır idi, savaş şartları halen sürüyor idi. Erat, Girne limanı çevresine gidemiyordu çünkü yasaktı. Terhis oldukları gün, bizler, kantin gelileri ve bizim çok küçük katkılarımız ile oluşan bir fondan onlara veda gecesi hazırlardık. hem de askeri bir yapılanmanın içinde. Kolordu kurmay başkanı hastane bloklarına komşu idi. Mehmet albayımız kutlamaya izin verirdi, kendisi gelmez, sadece terhis olanlara başarılar dileklerini iletirdi. Bu geceler, eğlenceli ve içkili olurdu. Başhekimin tek istediği, eğlencenin 23.00 te bitmesi ve içki şişelerinin ortalıkta bırakılmaması idi.
5- Erat terhis oldukları günün akşamında da birlikte kalabilirlerdi. Amaç, Girne kordon boyunu görmemiş olan erat ın orayı görmeleri idi.
6- Çütüğe ayrılmış olan eratın, fiziki durumlarının elvereceği bir yerde askerliklerini tamamlamaları için araştırı yapardı. Çürük nedeni ile, er at geri gönderilmek istemez idi. Bunların bir kısmı nı da hastaneye aldırtırdı. Ben bir gün" neden böyle yapıyorsunuz komutanım " sorusunu sordum. " Osman bey, bu çocuk köyüne gittiğinde askerliğini yapmadığı için alay konusu olur, evlenecek kız bulamaz, işe bile almazlar sonuçta aç kalır " demişti. " Darül-acezeye dödük ama ne yapalım " diye devam etti.
7- Fanatik Fenerbahçeli idi. Çok hoş, kültür dolu  ve eğitici anılar anlatırdı. Makam aracının jantları bie saı- lacivert boyalı idi.
8- Yaz aylarında gözünde arpacık çıkardı. Genel de de Ağustos ayında olurmuş.Ben iki kez bu döneme denk gedim. Arpacık çıktığı dönemlerde, siyah camlı gözlük takar, " geçmiş olsun komutanım " dediğimizde  artık zamanı , paşa hastalığım tuttu " derdi. Hakikaten, paşaların o yıllarda neden siyah gözlük camlı gözlük taktıklarını hala anlamış değilim. Halen öylemidir bilmiyorum.
Daha çok vardır da, benim şu nda aklıma gelenler bunlar. Yazıyı okuyan, o dönemde Girne Askeri hastanede görev yapmış kişiler belki de ilaveler yapacaklardır.
Askeri kurallara harfiyen riayet eder ama olayları engin hoş görüsü ve olumluluğu ile çözerdi.
O  sıkıcı ufacık ada da  askeri disiplinin çok ön planda olduğu, askeri personelin aşırı fiziki ruhsal baskı altında olduğu  o yıllarda, çalışan tüm personelin rahat edebilmesi için elinden gelen her türlü gayreti göstermiş birisi idi. Bizi, gençlikten gelen isteklerimize, davranışlarımıza hep olumlu bir şekilde yaklaşmış, yapılabilecek olanları yapmış, yapılamayacak olanları da bizlere çok nazik bir şekilde nedenleri ile anlatmıştır. Bu davranışları erat' a karşı da böyle idi. Bir lakap takmak gerekirse " BABA " lakabı en uygunu olurdu.

Bizlere, çok şey öğretmiş ve katmıştır. Nurlar içerisinde yatsın.


Diğer Anılar ve yerler dosyası için tıklayınız............


Öneri, katkı ve eleştirileriniz için

oskocana@yahoo.com.tr   adresine yazabilirsiniz.

14 Mart 2017

Osman Koçanaoğulları - İZMİR


COPYRIGHT   2014    Osman Koçanaoğulları    İZMİR