Kemer (Karavan) köprüsü

Her İzmir de yaşayan kişinin üzerinden en az bir defa üzerinden geçtiği bir yerden söz edeceğim. Benim çocukluğum, genç ergen ve gençlik dönemlerimde ( yaklaşık olarak 1957- 1972 arası) Kervan köprüsü diye bir tanımlanın olduğunu hiç hatırlamıyorum. Bu yıllar arasında, eski bir İzmir' liye yer tarif ederken Kervan köprüsü dese idiniz, size şaşkın şaşkın olarak bakardı. Buna ben de dahilim. Bilgi çağının geliişip yerleşmesi, araştırmacıların artması bu köprünün adını " Kervan köprüsü " ne döndürdü. Gerçi, Levantenler ve yabancı gezginler burayı hep Kervan ( Karavan) köprüsü olarak adlandırmışlar ama, Türkler burayı Kemer köprüsü olarak tanımlamışlar. Bir müddet sonra da Kemer köprüsü adı unutulacak ve sadece Kervan köprüsü kullanımda kalacak gibi görünüyor.
Bu bölgeyi ne kadar tanırım derseniz, buranın yerleşikleri kadar tanıyamam. Bu mümkün değil. Benim tanımam, 1961- 62 yılına kadar Tepecik pazar alış verişleri, Büyük sinemaya gidişlerim, o civarda oturan tanıdıklartımızı z.yaretler ve epey  bir zaman sonra ( 1971-71) stajlarım nedeni ile Tepecik Göğüs hastanesine gidişlerim ile sınırlıdır. Anılarım ve gözlemlerim bu yılları kapsamaktadır.
Kemer köprünün ne anlama geldiğini, kemerli yapının ne demek olduğunda ilk okul yıllarımda büyüklerimden öğrenmiştim. Rahmetli Ahmet Aga' mız, buradan geçer iken " bak burası kemer köprüsü ". dedi, benim aklıma pantolon kemeri geldi. Anlamadığımı söyledim. Ahmet aga beni bir karakol binası gibi binanın yanına götürdü ( her halde Aziziye karakolu olmalı, ama emin değilim) . Bana kemer ifadesinin ne anlama gelldiğini anlattı. Ben her halde 6 - 7 yaşlarında idim. Bu köprünün bu yapısı nedeni ile bu adı aldığını ve semt adının da bu nedenle " Kemer " olduğunu öğrenmiştim. Köprünün tarihini tam olarak bilmiyorum, anacak Roma döneminden kaldığını ve İamire gelen ve gi İzmirden iç bölgelere giden malların bu köprü üzerinden Deve kervanları ile yapıldığını tarih kitapları yazıyor. Evliya Çelebi bu köprüden bahsetmiş.  Cumhuriyetin ilk yıllarında da bu işlevi sürmüş.
Altından geçen dere " Meles çayı " olarak tarif edilmiş ise de, bu çayın meles çayı olmadığına dair tarihsel çalışmalar da var. Tarihi ve derenin adı hakkında her hangi bir bilgi vermem, tarihçi, şehircilik uzmanı olmadığım için vereceğim bilgiler yanıltıcı ve inandırıcı olmayabilir.
Amacım, bu kadar önemli bir yapının ve çevresinin  zaman içerisinde nasıl değiştiğini gösterebilmek. Bu arada, burası ile ilgili aklımda kalan anılarımı da ekledim. Bu anılar, buranın söz ettiğim zaman aralığında ki sosyal yapısını anlamaya yardımcı olur düşüncesindeyim.
Sözünü ettiğim zaman dilimleri içerisinde (1961-1971), köprü eski orijinal yapısını korumakta idi. Köprünün genişliği, şimdi ki halinden daha dar idi. Her iki tarafta ki korkuluklar çocukluk çağımda gayet özensiz ve tutunduğunuzda sağa sola oynar durumda idi. 70 ' li yıllarda daha sağlam korkuluklar vardı. Her iki yan tarafta yürü ike, zeminin engebeli olduğunu çok iyi hatırlıyorum. Bir keresinde düşmüş ve köprüden aşağı düşerim diyerek çok korkmuştu. Köprü zeminini asfalt olarak hatırlıyorum, ama muhtemelen 60' lı yıllarda paket taş ( eskiler parke taş! a bu adı verirlerdi) olmalı. Köprünün deniz tarafında, hem Basmane hem de Tepecik ayaklarının olduğu yerde birer adet yapı vardı. Bunlardan biri çayhane, diğeri de sigara satılan bir yerdi. Büyük olanı Çayhane idi. Dereye bakan tarafında 2-3 adet pencere vardı.   Köprünğün Tepecik tarafında olduğunu zannediyorum. Staja gittiğim dönemde çayhane açıktı. Soğuk ve yağışlı bir günde, stajdan eve döner iken burada çay içtiğimi hatırlıyorum. Her iki bina da tek katlı ve eski idi. Şu anda bu iki dükkan da yok. Köprünün Kadifekale tarfında her hangi bir bina yoktu. Köprünün Tepecik tarafında her iki taraflı olarak pazar yeri kurulurdu. Motor sanat okulu sokağında ki bölümü daha küçüktü. Burada genellikle canlı kümes hayvanlarının satıldığını, kurban pazarının butada açıldığını da hatırlıyorum. Burada, kullanılmayan demir yolu hattı var diye aklımda kalmış, Buraları askeri alandı ( meles çayı tarafı). İçinde Basmane askerlik şubesi vardı. Yanılmıyor isem, 1971 yılında, askerliğe temel olacak kayıtlarımın bulunamaması nedeni ile burada ki askerlik şubesine gitmiştim. Çok güzel bir bina idi. Burası ve burası ile ilgili anılarımı bir başka dosyada yazarım diye düşünüyorum.
Resim açısından kayıtlar, 1830 yıllardan itibaren fotoğraf dönemine (1920)  gelinceye kadar var. Aşağıda bu yıllara ait bazı resim ve çizimler var.

aa


7


6



5


1

Yağlı boya resimler ve çizimler, bu bölgenin yapıldığı dönemlerde, kervancıların dinlendiği, sosyal tesislerin olduğu belki de piknik alanı olarak kullaınldığını gösteriyor. Demek ki güzel ve popüler bir yermiş.Günümüz ile kıyaslamak hiç bir şekilde mümkün değil.

Bunu daha sonra ki dönemlerde çekilmiş fotoğraflarda görmek mümkün.

2


10

9

3


4

Bu tablo, çizim ve fotoğrafların  ortak noktaları, akmakta olan dere, köprü ve etraftaki ağaç bolluğu.
Köprünün fiziki yapısı hep ayni, ağaçlık alanlar da hep aynı. Fotoğraf döneminde piknik havası yok.  !920' ye kadar olan dönemde görülen ağaçlıklı alanlar Türk mezarlığı. Mezarlığın büyük bölümü köprünün tepecik tarafında. Yol bu mezarlığın ortasından geçiyor (1905 tarihli modifiye ettiğim harita). Basmane tarafında köprünün kadifekaleye bakan bölümünde Tepecik tarafında bulunan mezarlığa göre daha küçük olan mezarlık köprüye bitişik. Çekilen fotoğraflarda, yolun her iki tarafında çok ağaçlı olarak gösterilen bölüm bu neden ile köprünün Tepecik tarafı olmalı. Ben, bu bölgede mezarlık görmedim, hayatta olan aile büyüklerim de hatırlamıyor. Var idi ise her halde bir kaç tane mezartaşı vardır. Kabaca mezarlıkların 1940 yılına doğru ortadan kalktığı söylenebilir. İnanın, İzmir' de ortadan kaldırılan mezarlıklar üzerine 3-4 tane doktora tezi yazılabilir. Cenaze geçince, hepimiz ayağa kalkıp saygı gösteriyoruz ama her halde ayni duyarlılığı  mezarlıklarımız konusunda pek göstermemişiz. Aşağıda 1905 yılında yapılan harita o dönemin yerleşimlerini göstermekte.
Demiryolu ve gaziler caddesi ayni şekilde yerinde. Gaziler caddesi günümüzde daha geniş. Kaybolan yerler mezarlıklar.

1harita

Son zamanlarda ( tarihini bilmiyorum) köprünün kaleye bakan kısımına ek yapılıp köprü genişletilmiş. Orijinal bölüm, deniz tarafında, restore edilmiş şekilde duruyor.
Çocukluğumda derenin suyu gayet berrak idi. Derenin kenarında ki toprak bölümlerde otlar olurdu, yem yeşil görünürdü. Belki de bu neden ile bu bölge Yeşil dere adını aldı. Derenin bu kötü duruma gelmesi, açılan deri işleme atelyeleri ile başladı. Denetimsiz yapılaşma, alt yapı olmayışı, kanalizasyonların bile buraya açılması bu güzelim yerin sonu oldu. Sorumlu kim diye soracak olursanız, sorumlular belediyeler , sizler, ben yani sonuçta HEPİMİZ.


11


Köprünün zaman içindeki değişimi

Ben buna Fotografik tarihsel gelişim diyorum. Aşağıdaki fotoğraflar 1919 ve 2017 tarihlidir. Köprünü açıldığı yer, eski haritalarda ki mezarlıkların yerleşimleri baz alınarak yapılmıştır.


kemer_ver







Diğer Anılar ve yerler dosyası için tıklayınız............

Öneri, katkı ve eleştirileriniz için

oskocana@yahoo.com.tr   adresine yazabilirsiniz.

14 Mart 2017

Osman Koçanaoğulları - İZMİR


COPYRIGHT   2014    Osman Koçanaoğulları    İZMİR