Basmane- Fettah mahallesi - Çocukluğumda

komşuluklar

Yaşadığımız yerde bulunan yerleşiklerin çoğu, belirli aile ve komşuluk göreneklerine sahiptiler. İnsanların bir birleri ile olan ilşikileri belirli davranış biçimleri gösterirdi. Bizler, yani çocuklarda bu davranışlar üzerinden hareket ederdik.

Komşuluk ilişkilerinde, çocuk gözü ile en önemli gün evlerin kabul günleri idi. Bir çok evin kabul günü vardı. Genel kural, ayni gün içinde birden fazla kabul günü olmaması idi. Gün seçiminin nasıl yapıldığını bilmiyorum ama, her halde bir kuralı vardı. Annemin kabul günü her ayın son salı günü idi. Hafta sonları kabul günü olmazdı. Kabul günü bayrama denk gelir ise o evin kabul günü atlanırdı. Kabul günlerine genelde biz çocuklar götürülmezdik. Bize gelenler arasında da çocuk getiren çok az olurdu. Bir sıkıntı olmazdı, çünkü biz bahçede oynardık. Kabul günleri öğleden sonra mevsimin yaz ya da kış olmasına bağlı olarak, gündüz vakti olurdu. Öğleden sonra başlar ve hava kararmadan biterdi. Çünki ailenin beyleri akşam eve dönerlerdi. Kabul günleri yaz aylarında da devam ederdi. Orada oturan eski yerleşiklerin yazlığa gitme gibi bir alışkanlıkları yoktu.

Misafirlere ikram olayı gerçek bir seremoni olurdu. Önce kahve içenlere kahve ikram edilirdi. Daha sonra evin sahibesi ya da kızı veya gelini,  bir tepsi içinde reçel bulunan ve metal bir kılıf içersine oturtulmuş cam bir kase, yanında tepsi üstünde bulunan  işli bir örtü üzerinde sıra sıra dizilmiş kaşıklar, yanında gösterişli ve içinde su bulunan yine bir metal kılıf içindeki büyük bir bardağın bulunduğu tepsi ile misafirelere ikramda bulunurdu. Misafir bir kaşık alır, reçel kasesinden reçeli yer, sonra da kullandığı kaşığı içi su dolu bardağa bırakırdı. Eğer reçel birden fazla tipte ise, her bir reçel tatma eylemi ayrı bir kaşıkla yapılırdı. Sonra çay, kurabiye ve poğaça servisi yapılırdı. Büyüklerin ne konuştuklarını bilmezdik. Seromoniyi bilme nedenim, evimiz de yapılan ikramlardan bana da verilmesini beklemem nedeni ile dir.  Ayni seromoniler diğer evlerde de olurmuş, anneme sormuştum. Kabul günü, yaşlı ve yardım edecek kızı ya yakını olmayan bir kişnin evinda  ise gelenlerin gençleri servis işine yardım ederdi.  Bizim evde ki kabul günlerinde mahalle dışında oturan akrabalarımız gelmezdi. Onlar, diğer günler gelrlerdi. Başka semtlere taşınan eski komşular ile bu kabul günleri gidiş glişleri devam etti. Zannedirim 1960 lı yılların ilk yarısından itibaren bu adet kalktı . Kabul günlerini yapan nesil yaşlanmıştı, kızlar ve gelinler de uzakta oturmaktaydılar, çekirdek ail yapıları artık sonlanmıştı ve en önemlisi yerleşikler artık Basmaneyi terk ediyorlardı. Bazıları da en eski yerleşikler hariç yazlıklara gitmeye başladılar.

Bunun dışında evimizin yakınında oturan çok sık görüşülen komşular, haber vererek ve bir engelin olup olmadığını sorarak kısa süreli oturmaya bir kahve içmeye gelilerdi. Gelenler, bizim evdeki daha yaşlı nesilin akranları idi. 1960 lı yılların ikinci yarısından itibaren etrafımızda çok az gidip gelinen tanıdık kalmıştı. Bu ilişkiler de sonlandı. Bir kaç sene sonra biz de Basmaneyi terk ettik.

Eşli ziyaretler sadece çok yakın akrabalar arasında idi. Gece vakti, çok özel durumlar dıişında ziyaretler yine olmazdı.

Mahalle de oturan kişi yaşlı ise (genellikle bayan olurdu, ben tek başına yaşayan bir erkek hiç hatırlamıyorum),ve yardım edecek kimsesi yok ise, kabul günü yapmazdı.onun pişiremeyeceği bir yemek yapldığında ona da gönderilirdi. Bu işi genellikle çocuklar yapardı.

Mahallenin, bir birlerini aile olarak ziyaret etmeleri en azından benim çocukluğum ve ilk ergenlik dönemlerimnde yoktu. Aileler belirli ve bir birine çok benzeyen davranışlar gösterirlerdi. Evin beyleri dışarıda ( o da gündüzleridir), hanımları da kabul günlerinde buluşurlardı. Gece ziyaretler ancak, çok yakın akrabalar arasında olurdu.

Öneri, katkı ve eleştirileriniz için

oskocana@yahoo.com.tr   adresine yazabilirsiniz.

14 Mart 2017

Osman Koçanaoğulları - İZMİR


COPYRIGHT   2014    Osman Koçanaoğulları    İZMİR