Tilkilik - Namazgah - Bayram yeri


İzmirin Bayramyeri adında bir semti var. Burası , bu semt değil. Burası, Basmane, Tilkilik ve Agora bölümleri arasında kalan bayram günleri de bayram salıncaklarını kurulduğu yer, Namazgah.
Bayram sabahları büyüklerin elleri öptükten sonra büyük bir heyecan ile gittiğimiz yer.

altınklup


Buraya gitmek için, bizim sıklıkla kullandığımız yol olan Tilkilik Dönertaştan yukarı çıkılır, ya da Hatuniye camiinden sonra gelen ilk sokaktan Agoraya giden yol ile buraya varırdık. Tilkilik Dönertaş yukarı doğru çıkarken önce sağda Atlas açık hava sineması gelir, yokuşu çıkmaya devam ederseniz karşınıza Altınordu kulüp  binası gelir. Bunun arkası, bayram yerinin kurulduğu yerdir. Yol üzerindeki onlarca konağın bir bölümün sağlam az da olsa bakımlı, ama çoğu harabe ve boş. İçinde yaşanmayan evler, çökmeye mahkum olur sözü ne kadar doğru.

bayramhatuniye

Hatuniye tarafından girerseniz, yol devam edilir önce sağ tarafta Misakı-milli ilkokulu görülürdü. Şimdi yerinde yok, 1980 yılında yakıldı. Okulun karşısında, beze dediğimiz şekerleme ve acı badem kurabiyesi yapan bir fırın vardı. Yıllar sonra yeni bir arkadaşımın bu fırının sahiplerinin oğlu olduğunu öğrendim. Devam ettiğinizde yol 2 ye ayrılır. Tam karşınıza, şimdilerde restore edilen tarihi bir Osmanlı hamamı gelir. Bir ara bu hamamın bir bölümünde açık hava sineması (Gönül) vardı. Sağ taraf Agoraya gider. Soldaki sokağa girip yukarı çıkmaya başladığınızda, sağ tarafınızda o zamanki adı Oltu ilk okulu olan ilk okul ve Cami gelir (Kurşunlu cami ). Devam ettiğinizde karşınıza yine o meydan, bayram yerinin kurulduğu alan gelir. Bu yolun başlangıcında, caminin bahçe arka kapısının tam karşısında, o dönemde çok ünlü bir kahvehane vardı. Burası benim için o yıllarda çok önemli idi. Burada dama turnuvaları yapılırdı. Ben oyuncuları sadece yaz döneminde görürdüm, çünkü kışın bizi içeri almazlardı. Yaz döneminde de kahvehanenin bahçe sınırlarında kenarda izlerdim. Gelen kişiler genellikle emekli memur, öğretmen ya da bankacı idi. Biliyorum sormuştum. Oyun esnasında büyük bir sessizlik olurdu. Turnuvalar öğleden sonra olurdu. Bir de ezan okunduğunda oyunu bırakırlar, ezan bitince tekrar başlarlardı. Her halde çok sık gitmişim ki, bir müddet sonra benim oturabileceğim bir tabure verdiler. Çay may yok ha !. Oyuncularda, ister inanın ister inanmayın, içine oyun taktiklerinin yazıldığı, elle çizilmiş defterler var idi.

Anılarımda, Bayram yeri alanının geniş olduğu kalmış.  Ama şimdi o kadar da büyük görünmedi. Çocuk iken size büyük gelen yerler, yaşın ilerleyip fiziksel olarak ta büyüdüğünüz mekanların size daha küçük geldiği bir gerçek.  Salıncaklar alanın sağına ve soluna kurulurdu. Solda kurulan salıncağın hemen yanında fırın vardı, halen var. Alana komşu tarihi cami de yerinde duruyor.

bayramyer


Bayram yerinde benim çocukluğumda sağlı ve sollu iki salıncak kurulurdu. Altınordu kulübünün tam arkasına gelen sokakta, kardan buzdan ( Yazın, buz rendelenir bardağa konur, üzerine de meyve şerbeti dökülür)  , pamuk şekeri ( gaz ocağı ile ısıtılan bir dönen tepsi içine boyalı toz şeker, bir kaşık yardımı ile azara azar dökülür, şeker o pamuk havasını alırdı. Şeker pamuk haline gelmeye başlayınca, sap olarak kullanılacak ince bir sopa - genellikle de kargı parçasıdır,  dönen tepsinin kenarında tutulur, pamuk şeker üzerine sarılırdı. Dönen tepsi, şekercinin ayağı ile döndürülen bir tablo üzerinde idi). Bir de turşucular olurdu. Gittiğim son zamanlarda, yiyecekler de satılmaya başlamıştı. Ben ortaokula gidinceye kadar, buraya hep gitmişimdir. Galiba son zamanlarda, at ile tur attırılıyor idi ama emin değilim.

Salıncakları bilmem hatırlayan var mı, ama ben yinede bir tanesini çizmeye çalıştım. Bir kısım çocuk içeride oturuken, yaklaşık 4 çocuk dıştan salıncağın çeperlerinde jkarşılıklı olarak tutunur ve salıncağa ivme vererek sallanmasını sağlardı. Ben, genellikle, fiziki yapımdan olacak herhalde dışta buluna 2 li gruplarda olurdum. Bir ay kadar önce gittiğimde, oranın benim çocuklumda da salıncak sahibi olan birinin yaşadığını söylediler, görüşmekten memnun olacağını da söylediler ama evde bulunamadı.

Anılar, anılar. İnsan geçmişi ve yaşananları özlüyor her halde. Bizden sonraki nesil de bizim duygularımıza her halde sahip olacak. Ama geçenler geri gelmiyor ve maalesef mekanlar ve insanlar kayboluyor.


Eleştiri, hata ve katkılarınız için

oskocana@yahoo.com.tr   adresine yazabilirsiniz.

14 Mart 2017

Osman Koçanaoğulları - İZMİR


COPYRIGHT   2014    Osman Koçanaoğulları    İZMİR