baslik

UYARI:  Uyarılar  bölümünü okumadan siteye giriş yapmayınız. Devamı için tıklayınız...




Yaşlanma ile birlikte bel, boyun ve sırt kemiklerimizde (omurga),diskte bozulma, eklemlerde  görülen kireçlenme, dar kanal nasıl gelişiyor ?

Yaşlanma, tüm canlılar için kaçınılmaz bir son. Bütün organlarımız yaşlanırken, omurgamızda yaşlanıyor. Bundan 30 sene kadar önce 60-65 yaşında bir kişi için yaşlı denilirken bugün 80 yaşları yaşlılık olarak kabul ediliyor. İleriki yıllarda belki de 100 yaş, yaşlılık sınırı olarak kabul edilecek. Sonuçta organ yaşlanmaları ve buna bağlı sağlık sorunları daha sık görülecek.

Disk' in anatomi ve fizyolojisi

İntervertebral disk anatomik olarak üç bölümden oluşur (Şekil 1). Bunlar;
1- Ortada  jöle kıvamında nucleus pulposus,
2- Nucleus' u  çevreleyen annulus fibrosus,
3- Diski vertebra korpusundan ayıran ince hyalin kıkırdak yapıdır.

 
diskyapi

Disk, matriksi oluşturan su molekülleri ile dolu glikoproteinler (proteoglikanlar) ve bu matriks içerisinde bulunan kollagen ve elastin fibrillerden oluşur. Glikoproteinlerin su tutma kabiliyetleri çok fazladır. Çok az sayıda hücre bulunur. Hücrelerin görevi glikoproteinlerin sentezi ve yıkımıdır. Hücrelerin bu görevi sayesinde, diskin normal yapısı korunur. Diskin yapısında bulunan  bu maddelerin yoğunlukları üç anatomik bölgede farklılıklar gösterir.  
Nucleus' un jöle kıvamında olması, yapısında daha az kollagen fibril daha fazla glikoprotein,  içermesindendir. Glikoproteinlerin çok olması nedeni ile daha fazla su bulunur.

lamel

Annulus fibrosus, oblik yerleşimli kollagen ve elastin fibrillerin bulunduğu tabakalardan oluşur. Bu fibrillerden oluşan  her bir tabakanın bitişiğinde ters yönde sıralanmış ikinci bir oblik tabaka bulunur. ( Şekil 2). Bu anatomik özellik sayesinde omurga üzerine binen rotasyonel (sağ ya da sola dönmek)  kuvvetlere karşı ilave bir direnç ekseni sağlanmış olur. Nucleusa göre daha az glikoprotein içerdiğinden, kıvamı nucleusa göre daha serttir.
Sağlıklı bir bireyde yükün büyük bir kısmı tüm disk dokusu tarafından karşılanır. Eklemlere ve eklemleri çevreleyen bağlara binen yük daha azdır (Şekil 6 -A). Ancak esas olarak yükü, elastik özellikleri ve su içeriği daha fazla olan  diskin nucleus pulposus bölümü karşılar. 

yuktasima

Su içeriğinin fazla olması nedeni ile belirli bir doku hidrostatik basıncına sahiptir. Motorlu aracın amortisörü gibi görevi vardır, omurga üzerine binen yükü absorbe eder ve çevreye dağıtır (Şekil 4). Üzerine binen yükün oluşturduğu basınç nedeni ile şekli değişebilir ancak basınç ile birlikte hacim olarak küçülmez. Nucleus pulposus' u içi su dolu balon olarak düşünebiliriz. Balonun üzerine basınca, balon şekil değiştirir ancak hacmi değişmez. Şekil değişikliği, üzerine binen yükün yönü ile alakalıdır. Öne eğilmekle, nucleusun şekli değişir ve arkaya omurga kanalına doğru balonlaşır. Ekstansiyonda ise bunun tam tersi olur. Her iki durumda da nucleusun hacminde bir değişiklik olmaz (Şekil 5). Tüm disk dokusu üzerine binen yük uzunca bir süre devam ederse (örneğin bütün gün ayakta kalmak gibi), içeriğinde bulunan suyun çok az bir kısmı, dışarıya kaçar. Bu neden ile akşam yatarken ölçülen boy uzunluğu ile sabah yataktan kalktığımızda ki boy uzunluğu farklıdır. Sabah, boyumuz yaklaşık 1 cm kadar daha uzundur.

flexext

Aksial yük (yukarıdan aşağıya doğru) normal sınırlarda ise (örneğin ayakta durmak) nucleus' ta büyük bir şekil değişikliği olmaz. Annulus fibrosus' ta bulunan lifler gevşektir. Bu durum nötral faz olarak tanımlanır.
Yük artmaya başladığında, nucleusun şekil değiştirmesi artar, kollagen lifler bu şekil değiştirmeye engel olmak ve nucleusun eski şekline dönmesi için  üzere gerginleşir. Bu dönem elastik faz olarak tanımlanır.
Anne karnında ve erken çocukluk döneminde disk dokusunu besleyen damarlar vardır ancak bu damar yapıları yaşın ilerlemesi ile birlikte ortadan kalkar, çok az sayıda damar yapısı nucleus pulposus' un dış tabakalarında kalır. Gençlerde ve erişkinlerde, diskin beslenmesi vertebraya komşuluk yolu ile olur (Şekil 8).

diskvas

Vertebranın disk aralığına bakan yüzeylerinde ki kıkırdak ve kemik dokudan oluşan end-plate' lerde  bulunan mikro aralıklar ve  diğer çevre dokulardan komşuluk yolu ile disk dokusunu için gerekli olan glikoz,ve oksijen alınır.



Yaşlanma ile görülen dejeneratif değişiklikler

Aşağıda bulunan Resim1, Resim 2, Resim 3 normal lomber bölgenin MR görüntüleridir.  Yaşlanma öce disk dokusunda başlar. Yaşın ilerlemesi ile birlikte ve özellikle de genetik yatkınlığın olduğu durumlarda nucleus pulposus' un ve annulus fibrosus' un un su ve glikoprotein içeriği azalmaya başlar, kollagen ve elastin liflerin devamlılığı ve düzenleri bozulur, proteolitik enzimlerin düzeyi artar. Glikoproteinlerin yapımı için gerekli olan hücre sayısı azalır. Glikoproteinlerin yapımı, proteolitik enzimlerin artışı nedeni ile gerekli olan glikoprotein düzeyini sağlayamaz. Vertebraların diske komşu olan kıkırdak ve kemikten oluşan end-plateler de bozulur ve nucleusun beslenmesi için gerekli olan oksijen, glikoz ve suyun nucleus pulposusa ve annulus fibrosusa yeterince gelmemesi ile sonlanır. Disk dokusu bozulmaktadır. Normal şartlarda diskte olmayan damar yapıları ve sinir uçları gelişir. Damar yapılarında bulunan sitokinaz ve proteaz enzimleri ile disk daha da bozulur. Daha önce ağrısız olan nucleus, gelişen sinir uçları ile ağrılı hale gelir. Bozulmanın ileri dönemlerinde hastalarda görülen bel ağrısının  bir nedeni de budur. Bel ağrısının diğer nedeni, annulus fibrosus' un dış tabakalarında bulunan ağrı liflerinin bozulan disk dokusu tarafından örselenmesidir. Bu olaylar sonucunda disk dokusunun anatomik ve kimyasal özelliği bozulur.  MR görüntülerde kararmış (siyah) disk görülür ( Resim 4  ve Resim 7 ). Bu durum dejeneratif disk hastalığı başlangıcıdır.

 diskyuk


scmor

Bu dejeneratif değişikliklerle birlikte  annulus fibrosusta bulunan lifler iyice gevşer ve eski dayanıklıkları kalmaz. Nucleus pulposusu engelleyici özellikleri azalır. Çatlaklar ve yırtıklar gelişmeye başlar. Buralardan nucleus omurilik kanalına doğru çıkacak olursa fıtık görülür (Şekil 7 c, Resim 8).
Nucleus, bozulan end-plate' lerden vertebra korpusuna doğru fıtıklaşabilir, bu durum Schmorl nodülü olarak tanımlanır (Şekil 7 a ve b, Resim 4). Schmorl nodülü ile daha geniş bilgi için tıklayınız......

Bozulma sonucunda, yükün büyük bölümünü karşılaması gereken disk artık üzerine binen yükü taşıyamaz ve omurga üzerine binen yük faset eklemi ve bu eklemleri çevreleyen bağlar ve spinoz çıkıntıları bir birine bağlayan bağlar üzerine biner. Sonuçta, bu bağlar hipertrofiye uğrayarak kalınlaşır, faset eklemleri yükü karşılamak üzere genişler. Bu olayların sonucu dar kanal' dır  ( Resim 5 ). Omurga kanalının çapı daralır ( Resim 6 )
Bozulan  faset eklemleri ve eski gücünde olmayan faset bağları nedeni ile omurga kaymaları görülür. Bu durum spondilotik listezis (artrotik değişikliklere bağlı) olarak tanımlanır ( Resim 4 ). Kayma derecesi çok fazla değildir. Bel ağrısına yol açarlar.  
Disk dokusunun bu ilerleyici bozulması sonucu, disk aralıkları giderek daha da azalır, vertebra korpusları bir birine tamamen yaklaşır.

Aşağıda tüm bu değişikliklerin MR görüntüleri bulunmaktadır. 2, 3, 4, 5, 6 numaralı MR görüntüleri İZEMAR- izmir den alınmıştır.  www.izemar.com.tr

MRtransvers

 

norMR

 

 
omurcapnormalMR

 

deglatMR


-degenineMR

 

 degcapMR

 

karadisk

diskMR


İlgili diğer dosyalar için tıklayınız....

Site ile  ilgili düşüncelerinizi, eksiklikleri, var ise hataları, sorularınızı iletmek için 

oskocana@yahoo.com.tr   adresine yazabilirsiniz.

Yeni dosyalar yazıldıkça siteye eklenecektir.

03. Ocak  2014  

   

Dr. Osman Koçanaoğulları - İZMİR

Beyin - Omurilik - Sinir cerrahı


COPYRIGHT   2014    Dr. Osman Koçanaoğulları    İZMİR